ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın “teslim olmanın eşiğinde” olduğunu ilan etti. Fox News'e verdiği bir başka röportajda ise İran halkının rejimi devirmek için ayaklanmasının zamanlamasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Gerçekten de silahı olmayanlar için bunun çok büyük bir engel olduğuna inanıyorum. Bence çok büyük bir engel... Olacak ama belki hemen değil.” Trump ayrıca İran rejiminin “tamamen yok edileceğini” de vaat etti.
Bu arada, babasının yerine geçen yeni ve yaralı İran Dini Lideri Mücteba Hamaney, babasının halefi olarak seçildikten sonraki ilk mesajında “savaşı sürdürme”, ülkenin kayıplarının “intikamını alma” ve “düşmana bedel ödetme” sözü verdi. Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise ABD'yi İran ile savaşı nasıl sona erdireceğine dair henüz net bir stratejisi olmamakla itham etti.
Diğer sesler ise savaşın İran rejimi için acı verici olduğunu, savaşın tozu dumanı dağılmamış ve ateşi yanmaya devam ederken askeri ve stratejik kayıplarının gerçek boyutunun henüz netleşmediğini söylüyor. Ancak, sızan görüntüler ve bazı haberler, derin bir dehşeti ve büyük bir felaketi ortaya koyuyor. Oğul Dini Lider İkinci Hamaney’in, sanki uzak bir yerdeymiş gibi çıkıp yazılı bir açıklama yapması, İran'daki iktidar elitinin mevcut durumu hakkında belki de çok şey anlatıyor.
Amerikan ve İsrail yönetimlerini dinlerseniz, İran rejiminin her an çökmesini ve teslim olmasını beklersiniz. Tahran medyasını ve bölgesel müttefiklerini, ayrıca dünya çapındaki bazı solcuları dinlerseniz hem ABD hem de İsrail için yenilginin (!) yakın olduğunu görürsünüz.
Tarih boyunca defalarca öğrenilen savaşın temel derslerinden biri, “gerçek, savaşın ilk kurbanıdır” ilkesidir. Öğretmenimiz tarih bize bunu daha önce de söyledi, şimdi de söylüyor ve sonsuza dek söylemeye devam edecek.
Ancak, İran ve dünyanın dört bir yanındaki benzer ülkelerin anlatıları ile ABD ve dünyanın dört bir yanındaki benzer ülkelerin anlatıları arasındaki fark -ABD ve müttefiki İsrail'in sahip olduğu olağanüstü niteliksel gücün yanı sıra– bu ülkelerin çeşitli siyasi toplumlara ve alternatif anlatılara erişim yollarına sahip olmalarıdır. Hatta devlet belgelerinin yayınlanmasını zorunlu kılan yasaları bile var -elbette hepsi değil- ancak birçoğu yerleşik düzenlemelere göre kamuoyunun incelemesine açıktır. Ayrıca özgür basına, bağımsız araştırmacılara, çürütme ve eleştirme gücüne sahip siyasi güçlere sahipler. Bu mekanizmalar İran'da mevcut mu veya meşru mu?!
Evet, gerçek savaşın ilk kurbanıdır, ancak gerçeğin tamamı değil, sadece bir kısmı. Bugün gördüğümüz ve duyduğumuz bu kısım, Şah'ın devrilmesinden sonra kurulan İran'ın çok zor durumda olduğunu gösteriyor. Keza Trump ABD’sinin, savaşın nihai sonucuna ve alacağı nihai yöne bağlı olarak, tarihi bir yükselişe veya acı verici bir gerilemeye doğru giden kritik bir dönüm noktasında olduğunu gösteriyor. Bekleyip göreceğiz.