Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar
TT

Yıkım, kayıp ve acı arasında Derne

Libya’nın Derne şehri, medeniyetlerin kucaklayıcısı, halkların ve mazlumların sığınağı, kültürün ve toplumsal bir arada yaşamanın kuluçka makinesiydi. Derne, Endülüs'teki zulümden kaçan Endülüslüleri ve Moriskoları ağırladı, oraya yerleştiler ve halkıyla bir arada yaşadılar.

Habib el-Ubeydi Seferi sırasında Libya anavatanının çeşitli kabilelerini konuk ederek bir mozaik oluşturdu. Bugünse kentsel tarihi Daniel Kasırgası tarafından yerle bir edildi. Kasırga arkasında yıkım, kayıp ve acı bıraktı.

Derne daha DEAŞ ve terör tozunu üzerinden silkelemeden sel suları tarafından sürüklendi. Daniel Kasırgası şehri uyandırdığı sele teslim ettikten sonra terk etti. Haber kanalları muhabirleri Derne'nin merkezinden kimi zaman canlı kalanlardan korkunç hikayeler, kimi zaman da cesetleri, yıkımı ve Libya’nın Derne Vadisi'ndeki selden sağ kurtulanların paniğini gösteren sahneler aktardılar. Derne çevresindeki bölgelerde yağış miktarının 400 mili metreyi ve sel sularının yüksekliğinin de 40 metreyi aşmasından sonra Derne Vadisi, Libya'nın gücü ve yıkım kapasitesi açısından son yüz yılda tanık olduğu en büyük sel felaketine maruz kaldı.

İki dağ arasında yer alan 50 kilometre uzunluğundaki vadi, şiddetli yağış nedeniyle sular altında kaldı. Suların benzeri görülmemiş gücü, 20 milyon metreküp su tutma kapasitesine sahip iki barajı yıktı. İki barajın en iyi durumlarında bile su tutma kapasitelerinin 10 katı olan su akışı karşısında dayanmaları mümkün değilken, ikisi de açıklamasını Başsavcılığa bıraktığımız birçok nedenden dolayı engellenen onarımlara ihtiyaç duyuyorlardı. Bu güçlü taşkın karşısında barajlar patladı, vadiyi su bastı ve vadi yatağında ve kenarlarında inşa edilen mahallelerde yaşayanları denize sürükledi.

Ancak şu soru halen ortada duruyor; yaşananların ve özellikle de Derne şehrinin dörtte birinden fazlasını sular altında bırakan, mahallelerin tamamını ortadan kaldıran, ailelerin tamamının kaybolmasına neden olan feci yıkımın sebebi  büyük barajların patlaması mı? Yoksa felaketin açıklanmayan başka kökleri ve nedenleri mi var?

Ancak bazılarının atlamaya çalıştığı bir gerçek de var, o da şehir planlama uzmanlarının belirttiği gibi, Derne şehrinin, özellikle de eski ve tarihi kısmının, Derne Vadisi deltası üzerine kurulmuş olması. Delta özellikle "Daniel Kasırgası" gibi durumlarda, dağın tepesinden vadiye kuvvetle akan suların yatağı kabul ediliyor. Vadinin deniz seviyesinden en yüksek noktası 700 metre olduğu ve kademeli olarak alçaldığı için özellikle Derne çevresinde taşkın sular vadiye aktı ve bu da vadinin tahammül kapasitesini onlarca kez aşan miktarda suyla dolmasına neden oldu. Bunun sonucunda da esasında ihmal edilmiş olan ve yakında bakımı yapılmamış olan iki baraj suların güçlü akışı karşısında patladı ve suları vadiyi kapladı.

Uzmanlar, vadinin iki dağ ya da iki plato arasından geçmesi nedeniyle rotasını değiştirmenin zor olduğunu söylüyor. Şehir vadinin sonunda inşa edilmiş, bu da onu sürekli ve tekrarlanan bir tehlike ve meydana gelebilecek her türlü su baskınının kurbanı haline getiriyor. Ancak kurbanların sayısını, vadinin öfkesinin boyutu ve sel sularının hacmi belirliyor, bu da suların akacağı mecrada ve vadinin iki yanında uzun bir süre sonra bile olsa sulara kapılabilecek herhangi bir yapılaşmaya izin verilmemesini gerektiriyor. 1968'den ve ondan önce de 1959'dan bu yana hareketsiz kalan vadinin suları bugün taşarak şehir sakinlerini ve binaları denize sürükledi. Şehrin bir kısmı cesetlerle dolu bir harabeye dönüştü.

Uydu görüntüleri ve yerelde çekilen görüntüler, Libya'nın trajedi ve felaketler tarihinde benzeri görülmemiş bir felaket ve trajedinin boyutunu gösterdi. Felaketin boyutu, ülkeyi yönetmek için meşruiyet mücadelesi veren ve şu anda karşılıklı ihmal suçlamalarında bulunan iki Libya hükümetinin güç ve kapasitesinden daha büyük. Bölge sakinlerinden vadiyi boşaltmalarının istendiği, ama bazı kişilerin inat edip ayrılmayı reddettikleri haklarında söylenenler nedeniyle doğrusu soruşturmanın kurbanların felaketin sebebi olmakla suçlanmasıyla sonuçlanmasından korkuyorum. Felaket yaşandı ve Allah ölenlere rahmet etsin, ancak kurbanlara herhangi bir suçlama yöneltilmeden önce ihmalkar hükümetler ve yetkililerden hesap sorulmalı.

Özellikle yabancı ekiplerden dalgıçların denizin altındaki ceset yığınları ve yıkılan yapılar hakkında anlattığı hikayeler dehşet verici ve korkutucu. Nitekim Türk dalgıç ekibi başkanı selin denize sürüklediği şehrin su altında kalan kısmında gördüklerinden duyduğu dehşeti dile getirdi.

Derne, Libya'da herkesin çiçekler diyarı olarak tanımladığı güzel şehirdi. Orada birkaç yıl öğretmenlik yapan Iraklı bir şair, 20 yıl önce şu kelimelerle onun yasını tutmuştu:

Güzelliğini kıskandıkları için ey sevgililer şehri Derne

Apaçık bir yıkım getiren bir kasırga vurdu seni

Yıkım her kapıyı çaldı

Ve o kapıların ardındaki hayatlara son verdi

Rüzgarın evirip çevirdiği cesetlerin boynunda

Sadece acı ve keder görüyoruz

Derne, halkı, Libya ve özgür dünya, kurbanların suçlu bulunmasını kabul etmeyecektir. İhmalkarların ve yolsuzların tek kelimeyle cezalandırılmalarından kaçış yoktur. Artık söz bitti.