Şarkul Avsat Türkçe https://turkish.aawsat.com Şarkul El-Avsat gazetesi dünyaca en ünlü günlük Arapça gazetesi sayılır. Farklı dört kıtada bulunan 12 şehirde aynı anda basılmaktadır. http://feedly.com/icon.svg

Cüce imparatorluklarının tiranları

Cüce imparatorluklarının tiranları

Cuma, 13 Aralık, 2019 - 13:15
Emir Tahiri
İranlı gazeteci-yazar

İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’in Tahran’daki Cuma İmamı/Temsilcisi Genelkurmay Başkanı mesabesinde olan Ayetullah Gülpayganî, son verdiği hutbede, efendisinin (Hameney) artık yalnızca İslam dünyasını yönetmekle sınırlı olmayan bir pozisyona ulaştığını iddia etti ve onun talimatlarının, korkunç bir gerileme ve çöküş durumunda olan inançsız milletlere de dikte edildiğini söyledi.

Gülpayganî’yi eleştirenler muhtemelen bu cümleyi abartı ve mübalağa olarak nitelendirecekler. Çünkü yaltaklanma ve aşırı iltifat Ortadoğu kültürünü karakterize eden bir lanettir. Peki ya Gülpayganî söylediğini tasdik ediyor ve buna gerçekten inanıyorsa? Elbette yaltakçılar korosunun sözleriyle ve fiilleriyle Rehber Ali Hameney’i çevremizdeki hayatın acı gerçeklerinden izole etmeye devam ettiği göz önüne alındığında, bu ihtimali dışlayamayız.

Bu sözde filozoflar, Ali Hameney’in Aristoteles'ten günümüze, belki de İbn-i Sina’dan bugüne kadarki tarihin en büyük filozofu olduğunu iddia ediyorlar ki Müslüman filozoflara düşmanlık yapmayalım. Öte yandan muhakkik şairler, Hameney’i Saadi ve Hafız'dan bu yana Farsların en büyük şairi diye övüyorlar. Bununla birlikte çok az kişi bu yüce rehberin kasidelerini işitme şerefine nail oldu!

İran Devrim Rehberi’nin istisnasız her konuda yetenekli, bilgili ve üstün olması gerektiği farz ediliyor. Rehber’in, İslam mutfağı, mutlu bir evlilik, İsrail devletinin ortadan kaldırılması için açık formül, beşeri bilimlerin ıslahı için ansiklopedi ve yeni İslam medeniyetiyle ilgili eserleri var.

İnsanlık tarihi, dar kozalarından dünyaya öncülük etmeyi hayal eden liderlerin örnekleri ile doludur! Aynı zamanda Fars edebiyatı, uzak denizlerdeki adaları yöneten cücelerin krallarına övgüler düzen bir dizi ‘dirhem ve dinar şairini’ ihtiva etmektedir. Şairler bu övgüleriyle, cüce kralların kendilerini Büyük Kuruş’tan (Cyrus/Keyhüsrev) veya Büyük İskender'den daha büyük olduklarına inanmalarını sağlarlar.

Çoğu kez insanların gerçekliklerinden ve yaşamlarından izole edilen lider, siyasi yalnızlık hastalığının kurbanı olur ya da daha da kötüsü bütünüyle yabancılaşır. Bu kişi farklı yerlere seyahat edip gezerek ya da arklı insanlarla tanışarak çevresindeki toplulukla doğal bir iletişim kuramaz. Gerçeklikten yalıtılmış bir lider, gerçek dünya ile hayal dünyasını birbirinden ayıramaz bir hale gelir.

Genç bir gazeteci olduğum zamanlarda beni eğiten kişilerden biri olan merhum Macid Davadi, “Namaz Seccadelerinin İmparatorları” diye bir ifade kullanırdı. Bununla, altından veya ipekten olsun etki alanı namaz kıldığı seccadenin ötesine geçmeyen despotları kastederdi. Yarım asır geçtikten sonra ve bununla birlikte enflasyon çağının çocuğu olduğumuzu da aklımızda tutarak, mecazi namaz seccadesinin alanını genişletmeyi öneriyorum. Böylece talep edilen öncü kimselere ve liderlere daha fazla yer açılmış olur.

Bağdat’ın halifeliğin ve uygar dünyanın merkezi olduğu dönemde Abbasi halifeleri Moğol muhafızları tarafından suikasta kurban gitmeden önce hayatlarının çoğunu nerede geçiriyorlardı: Bir kilometrekareyi geçmeyen bir alanda… Bugün Ebu Nuvas Sokağı bu alanı iki eşit parçaya bölüyor. İşler düşündüğümüz veya umduğumuz şekilde değişmez.

Yeni Irak yönetici seçkinleri şu anda Bağdat'ta, eski saraydan bir taş atımı uzaklıkta bulunan Yeşil Bölge içerisinde mahsur kalmış durumdalar. 19’uncu yüzyılda yaşayan ve İngiliz işgaline karşı cihad ilan eden Saidu Baba, bir kilometrekareden fazla olmayan bir bahçeyle çevrili dağ mağarasında yaşadı.

Son zamanlarda, Sovyet tiranı Joseph Stalin'in, gücünün ve sertliğinin doruğunda olduğu bir zamanda ayaklarını Kremlin binasının dışına zar zor attığını öğrendik. Nazi tiranı Adolf Hitler’in yönetim merkezi ise önce Berlin’de, sonra ise Bavyera eyaletine bağlı Oberbayern idârî bölgesinde bir kasaba olan Berchtesgaden'deydi. Her iki yer de alan olarak bir kilometrekareyi aşmıyor.

1930 ile 1961 yılları arasında Dominik Cumhuriyeti'ni yöneten diktatör Rafael Trujillo, bir kilometreyi aşmayan Saint Domingo’daki hükümet sarayını güzelleştirmeye karar verdi ve yaptırdığı dev bir fener, tek başına adanın elektriğinin yarısını tüketiyordu. Trujillo'nun fenerinin inşasının tamamlanmasıyla kör olması da talihsiz bir durum tabi. Trujillo hayatının geri kalanını, bu parlak ışığı hayal ederek geçirdi.

Papa Doc olarak bilinen eski Haiti diktatörü François Duvalier, bir kilometrekarelik alana sahip olan mağrur sarayını sadece bir kez terk etti ve o da sevgili köpeğini Port-au-Prince’de bulunan bir bahçeye gömmek için.

Gazetecilik kariyerim boyunca bir kilometrekarelik alanda yaşanan imparatorlardan çoğuyla görüştüm. Fransızların dediği gibi “Ağızları doluyken geğiriyorlardı.”

Libya diktatörü Muammer Kaddafi, ülkesinin başkenti Trablus’ta bir kafeste yaşadı. Yıllarca Bingazi'yi ziyaret edecek vakti ya da cesareti bulamadığını öğrendiğim zaman şok oldum.

Bir keresinde bir kilometrekarelik dünyasında yaşanan Sudan tiranı Cafer en-Numeyri ile görüştüm. Bir anda -lobide röportaj için beklediğim sırada- duvarda asılı bir perde alev aldı ve onun şahsi korumaları hızlıca sağa sola kaçıştılar!

Iraklı tiran Saddam Hüseyin de bir kilometrekarelik sarayına hapsolmuş durumdaydı. Onun İran'ı istila etmeye karar vermeden önceki her görüşmemizi burada yaptık.

Somali'nin tiranı Muhammed Siad Barre’ye gelince, onun bir kilometrekarelik alana sahip olduğundan emin değilim. Onunla başkent Mogadişu’nun merkezindeki askeri bir kışlada sabah tam üçte görüştüm. Zira başkanlık sarayına giderse askerlerinin kendisine karşı ayaklanacağından korkuyordu.

Kongolu diktatör Denis Sassou Nguesso ile başkent Brazavil'de lüks bir akşam yemeği yedim. Burası yaklaşık dört ay süren iç savaştan sonra harabeye dönmüştü. Şehirde bir gezintiye çıkmayı önerdi bana. Sanki şehirde ayakta kalan güzel bir şey varmış gibi…

1970'lerde Pekin'i ilk ziyaretimde büyük endişelerinden dolayı Çinli lider Mao Zedong ile tanışma fırsatım olmadı. 1980'lerde iki kez diktatör Robert Mugabe ile bir araya geldim. Başkent Harare'deki başkanlık sarayından çıkarak Bulawayo'yu ziyaret etmeyi umut ediyordu. Bu şehir hiçbir zaman onun kontrolü altına girmedi. Bildiğimiz kadarıyla o da şehri ziyaret edemedi.

Leonid Brejnev dahil olmak üzere kendileriyle tanıştığım Sovyetler Birliği'nin eski tiranlarının herhangi birinin bir kilometrekarelik alanı geçmeyen saraylarını terk ettiklerinden şüpheliyim. Brejnev, Moskova dışında Sovyet Cumhuriyeti’nin 14 başkentinde bir saraya sahipti. Brejnev'in saraylarına mecazi olarak villalar deniyordu. Ancak kendileriyle konuştuğumuz kişiler bize onun bu villa veya sarayların hiçbirini ziyaret etmediğini söylediler.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin ilk Genel Sekreteri olan Yuriy Andropov’a tahsis edilen alan oldukça azdı. Zira ölümünden önce yakalandığı böbrek hastalığı dolayısıyla yatağa mahkûm olmuştu.

Bugün Suriye rejiminin lideri Beşşar Esed, başkent Şam'da bulunan ve alanı bir kilometrekareyi aşmayan bir sarayda yaşıyor. İç savaşın paramparça ettiği ülkesinin herhangi bir parçasını dolaşmaya fırsatı yok. Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, Ali Hamaney’in talimatları doğrultusunda Beşşar Esed’in şu an yaşadığı yerden kaçmasını engellediğini iddia ediyor. Bu, Beşşar Esed’in, Ali Hamaney’in Tahran’daki görkemli sarayında esir olduğu gibi kendi sarayının esiri olduğu anlamına geliyor.

Bugün Husiler başkent Sana’da bulunan bir kilometrekarelik alanı aşmayan eski Osmanlı Mahallesi’nde ikamet ediyorlar.

Biyografik yazıları sayesinde Rehber Ali Hamaney’in, daha önce Irak'taki Şii türbelerini ziyaret etmeyi başardığında, bu neşeyle kasideler yazdığını biliyoruz.

Bugün Irak'a gitmeye cesaret edemiyor. Çünkü Irak’ta kendi ideolojisine karşı yapılan kitlesel halk isyanları onu sarsmış olmalı. Daha da kötüsü, bir İran şehri olan Meşhed’i de ziyaret etmekten korkuyor. Hamaney’in yaşadığı villanın yanında inşa ettiği ve İslam devriminden sonra el koyulan Şah'tan kalma arazi ile tatmin olması gerekiyor.


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya