​Kadın ‘toplumun yarısından’ fazladır

​Kadın ‘toplumun yarısından’ fazladır

Cuma, 13 Mart, 2020 - 10:45
Cibril Ubeydi
Libyalı araştırmacı yazar

‘Dünya Kadınlar Günü’nün ilk ortaya çıkışı, çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesine dayanıyor.

İtalya’da ‘kadınlar günü’ (la festa della Donna) kadınlara mimoza çiçeği takdim edilerek kutlanır. Bahar habercisi mimoza çiçeği, bu günün sembolü haline gelmiştir. Gözlerinin büyüsü, saçlarının güzelliği ve estetik varlığıyla kadın, bazı erkekler için ulvi bir ilham kaynağı olduğu gibi, bazılarında da tam tersi etkiler uyandırmaktadır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde sloganlar tekrarlanır, medyada ve uluslararası kurumlar bünyesinde kadın haklarından sıklıkla bahsedilir ancak kadınlar ezilmeye devam eder. Birçok toplum dişiye karşı şiddet ve aşağılama yolunu benimsemiştir. Erkekler çoğu zaman kadını, kötülüğün kaynağı olarak tasvir eder. Platon daha da ileri giderek kadını ‘boş bir akciğerden ibaret’ olarak nitelemişti. Kadının pozisyonu çoğu toplumda ve dinler nazarında da pek parlak değildi. Hindu Bhagavad Gita'nın Öğretisi’nde, ‘’Zehir, cehennem, ateş ve yılan, kadından daha kötü değildir’’ deniliyordu.

Bazı erkekler de kadın hakkında yalan bir yargıda bulunarak, ‘kadın toplumun yarısıdır’ der, bunu söylerken kadına karşı insaflı bir tutum takınmış gibi bir havaya bürünürler. Oysa onlar da kadının ‘toplumun yarısından’ daha fazla olduğunu bilmektedir. Ya da en kötü ihtimalle, kadın toplumun yarısından bir fazladır. Hem niceliksel olarak ki sayıca fazladırlar, hem de niteliksel olarak öyledirler. Edebi eserlerdeki, Si Seyyid, Hac Zerruk, Hac Mutevelli gibi erkek üstünlüğü savunucusu karakterler, at gözlüklerini çıkarıp gerçekleri görmekten imtina edebilir. Bu şahıslar misafirlerinin önünde kadının herhangi bir hakkı olmadığını böbürlenerek dile getirir. Ancak gece çöktüğünde, karanlık içinde doğalarının değiştiğine şahit oluruz. Aydın havasında toplumun tembel kesimini temsil ederler, hakikatle yüzleşmekten korktukları için sürekli bir kaçış içindedirler. Tabi ki insanın ormanın kralı olduğu dönemlere kaçacaklardır, insan o zamanlar sadece dut yapraklarıyla örtünürdü. Kadınlar fizyolojik olarak da erkeklerden daha güçlüdür, hamile kalırlar, doğururlar ve emzirirler. Erkek bunların hiçbirini yapamaz, bu pala bıyıklı tiplerin iddia ettiği ‘toplumun yarısı’ sözü de ne demektir? ki onlar toplumun çeyreğini dahi oluşturamamıştır.

İslam’da kadının yeri, erkeğe nazaran daha ulvidir. Resulullah (s.a.v) kadını, evlatları indinde erkeğe üç defa öncelemiştir. Biri ona; Ey Allahın Resûlü, Kendisine iyilik yapmaya kim daha lâyıktır? Diye sorduğunda, üç defa annen, bir defa baban diye yanıt vermişti. Yani erkek ancak çeyreğe ulaşabilmişti. Kadınlar iyi kalpli olduğu için, toplumun yarısı addedilmelerine sessiz kalıyor olmalılar. Cennetten kovulmamıza neden olan ilk ‘günahın’ kaynağı olarak Havva annemiz gösterilse de gerçek bundan farklıdır. Ayette şöyle geçer; “Sonunda şeytan ona vesvese verdi ve: "Ey Âdem! Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü bildireyim mi?" dedi.’’ Âdem aleyhisselamın bu hatası nedeniyle cennetten çıkarılarak acıların olduğu yeryüzüne indirildi. Al-i İmran Suresi’nde şöyle geçer: “Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.’’ Nahl Suresi’nde de şöyle geçer: “Erkek veya kadın, kim mü’min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz.’’

Mısırlı edebiyatçı Necip Mahfuz’un romanlarındaki Si Seyyid karakterinin istediği kadın, eğitimsiz kadındır. Bir hizmetçi gibi sabah akşam ev işleriyle meşgul olmalıdır, bazen dayak da yer. Buna rağmen her zaman acısını kendi içinde yaşayıp güler yüzlü olmak zorundadır. Çocuk doğurmalı ve çocuklarını misafir ve komşuları doyurduğu gibi doyurmalıdır. 


DİĞER KÖŞE YAZILARI

Editörün Seçimi

Multimedya